Diplomasi Masasındaki Güç: Safiye Sultan ve Kraliçe I. Elizabeth ile Mektuplaşmaları

Osmanlı İmparatorluğu'nda "Kadınlar Saltanatı" olarak bilinen dönem, sadece saray içi entrikalardan ibaret değildi. Bu dönemin en kudretli isimlerinden biri olan Safiye Sultan, devlet yönetiminde ve dış politikada aktif bir rol üstlenmiştir. Onun en dikkat çekici hamlesi ise, dönemin İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth ile kurduğu doğrudan ve samimi diplomatik ilişkidir. İki güçlü kadının bu dostluğu, aslında iki büyük imparatorluğun kaderini birbirine bağlamıştır.

Bir Sultan ve Bir Kraliçenin İttifakı

16. yüzyılın sonunda İngiltere, Avrupa'da Katolik İspanya'ya karşı büyük bir hayatta kalma mücadelesi veriyordu. Kraliçe I. Elizabeth, bu zorlu süreçte kendisine güçlü bir müttefik ararken yönünü Osmanlı İmparatorluğu'na çevirdi. Ancak resmi diplomatik yolların dışında, sarayın kalbine ulaşması gerekiyordu. İşte bu noktada Safiye Sultan devreye girdi. İki kadın lider, devlet adamlarını aradan çıkararak birbirlerine özel mektuplar ve görkemli hediyeler göndermeye başladılar.

Hediyeleşmenin Diplomatik Dili

Safiye Sultan ve I. Elizabeth arasındaki bu ilişki, sadece kelimelerle sınırlı kalmamıştır. Hediyeleşme, dönemin en etkili diplomasi aracıydı. Kraliçe Elizabeth, Safiye Sultan’a o dönemin en lüks ve nadir eşyalarından biri olan gümüş işlemeli bir org ve gösterişli bir İngiliz arabası göndermiştir. Safiye Sultan ise bu jestlere karşılık olarak, Kraliçe’ye gümüş işlemeli Osmanlı elbiseleri, altın dokuma kumaşlar ve değerli mücevherler yollamıştır. Bu hediyeler, iki ülke arasındaki ticaretin ve siyasi desteğin birer sembolü olmuştur.

Dış Politikada Bir "Kadın Eli"

Safiye Sultan, Kraliçe ile olan bu özel bağını kullanarak Osmanlı dış politikasını yönlendirmiştir. İngiliz tüccarların Osmanlı topraklarında imtiyaz (kapitülasyon) kazanmasında ve İngiltere'nin İspanya'ya karşı Osmanlı desteğini almasında Safiye Sultan’ın onayı kilit rol oynamıştır. Sultan, padişahın üzerindeki etkisini kullanarak İngiltere lehine kararlar alınmasını sağlamış; bir anlamda bugünkü modern dışişleri bakanları gibi hareket etmiştir.

İstanbul’da Bir İngiliz Arabası

Safiye Sultan'ın Kraliçe’den gelen arabayı İstanbul sokaklarında kullanması, o dönemde büyük bir olay olmuştur. Muhafazakar çevrelerin eleştirilerine rağmen Sultan, bu hediyeyi kullanarak hem Batı teknolojisine olan merakını göstermiş hem de gücünü sergilemiştir. Bu durum, Osmanlı sarayının dünyaya ne kadar açık olduğunun ve kadınların sosyal hayattaki görünürlüğünün çarpıcı bir örneğidir.

Sanat ve Mimarideki İzler: Yeni Cami

Safiye Sultan’ın gücü sadece diplomasiyle sınırlı kalmamıştır. İstanbul’un silüetini değiştiren en büyük projelerden biri olan Yeni Cami’nin temellerini o attırmıştır. Eminönü gibi ticaretin kalbi olan bir yerde bu devasa yapıyı başlatması, onun iktisadi ve sosyal hayata olan hakimiyetini göstermektedir. Caminin inşası uzun yıllar sürse de, bu proje Safiye Sultan’ın imparatorluk üzerindeki kalıcı imzasını temsil etmektedir.

Güç ve Siyasetin Zirvesinde

Safiye Sultan, üç padişah döneminde (III. Murad, III. Mehmed ve I. Ahmed) saray siyasetinin merkezinde kalmayı başarmıştır. Sadece harem içinde değil, divan toplantılarında ve uluslararası arenada söz sahibi olmuştur. Onun vizyonu, Osmanlı’nın o dönemde Avrupa’daki dengeleri nasıl okuduğunu ve kadınların bu dengelerde ne kadar stratejik bir yer tuttuğunu kanıtlamaktadır.

Özetle ifade etmek gerekirse; Safiye Sultan, Osmanlı tarihinin en zeki ve nüfuzlu figürlerinden biridir. Kraliçe I. Elizabeth ile kurduğu bağ, diplomasinin sadece ordularla değil, zeka ve zarafetle de yürütülebileceğinin tarihteki en güzel örneğidir.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski