Havacılık tarihi denildiğinde akla genellikle Wright Kardeşler veya modern jetler gelir. Ancak 17. yüzyılın ortalarında İstanbul, dünyanın ilk insanlı roket uçuşuna sahne olmuştur. 1633 yılında, Sultan IV. Murad’ın kızı Kaya Sultan’ın doğumu şerefine düzenlenen şenliklerde, Lagari Hasan Çelebi kendi tasarladığı roketle gökyüzüne yükselmiş ve tarihin en çılgın deneylerinden birini gerçekleştirmiştir.
Bir Mühendislik Dehası ve Cesaret
Lagari Hasan Çelebi, sadece bir hayalperest değil, aynı zamanda barutun gücünü çok iyi bilen bir teknisyendi. Uçuşu için yaklaşık 30 okka (yaklaşık 64 kg) ağırlığında, yedi kollu ve barutla çalışan bir roket düzeneği hazırladı. Bu düzenek, o dönem için devrim niteliğinde bir mühendislik tasarımıydı. Lagari, roketin merkezine yerleştirdiği bir kafese oturarak, barutun ateşlenmesiyle birlikte göğe fırlatılmayı hedefliyordu.
1633: Sarayburnu’nda Tarihi An
Şenliklerin zirve noktasında, Lagari Hasan Çelebi padişahın huzuruna çıktı. "Padişahım, seni Allah'a ısmarladım, İsa peygamber ile konuşmaya gidiyorum!" diyerek barutu ateşledi. Büyük bir gürültü ve duman bulutu eşliğinde roket havalandı. Görgü tanığı olan ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin anlatımına göre, roket denizin üzerinde yaklaşık 300 metre kadar yükseldi. Bu, bir insanın kendi imkanlarıyla ürettiği bir itki kuvvetiyle yerden bu kadar yükseldiği kayıtlı ilk olaydır.
İlk "Yumuşak İniş" Stratejisi
Lagari’nin başarısı sadece havalanmasıyla sınırlı değildi. Barut tükendiğinde ve roket irtifa kaybetmeye başladığında, Lagari önceden hazırladığı kartal kanadı şeklindeki geniş deri kanatları açtı. Bu, modern paraşüt sistemlerinin çok ilkel ama dâhiyane bir atasıydı. Bu kanatlar sayesinde denize doğru süzülen Lagari, Sinan Paşa Kasrı önlerinde denize sağ salim iniş yapmayı başardı. Padişahın yanına yüzerek dönen Lagari, espriyle "İsa peygamberin sana selamı var!" diyerek başarısını kutladı.
Evliya Çelebi’nin Tanıklığı
Bu uçuş hakkındaki en detaylı bilgileri, o sırada olay yerinde bulunan Evliya Çelebi’den öğreniyoruz. Evliya Çelebi, bu uçuşu büyük bir hayranlıkla anlatır ve Lagari’nin cesaretini över. Her ne kadar o dönemdeki kayıtlar sınırlı olsa da, Lagari’nin kullandığı barut miktarı ve uçuş süresi üzerine yapılan modern balistik hesaplamalar, böyle bir uçuşun fiziksel olarak mümkün olabileceğini göstermektedir.
Neden Devamı Gelmedi?
Lagari Hasan Çelebi, bu başarısından dolayı padişah tarafından ödüllendirildi ve orduda rütbe aldı. Ancak o dönemdeki teknolojik kısıtlamalar ve ardından gelen siyasi değişimler, bu çalışmaların sistematik bir havacılık sanayiine dönüşmesini engelledi. Lagari daha sonra Kırım’a gönderilmiş ve çalışmalarına orada devam etmiştir. Onun bu deneyi, bilim tarihinde bireysel bir dehanın sınırları zorlamasının en sembolik örneği olarak kalmıştır.
Dünya Havacılık Tarihindeki Yeri
Lagari Hasan Çelebi’nin uçuşu, bugün dünya roket teknolojisi tarihinde önemli bir dipnot olarak kabul edilir. İnsanlı bir uçuşta dikey kalkış yapma fikri, yüzyıllar sonra Apollo görevlerinde kullanılacak mantığın en kaba halidir. Osmanlı’nın bu "roket adamı", bilimin sadece kitaplarda değil, hayatın tam içinde ve bazen de gökyüzünün en yüksek noktasında olduğunun kanıtıdır.
Özetle ifade etmek gerekirse; Lagari Hasan Çelebi, 17. yüzyılın kısıtlı imkanlarıyla imkansızı zorlamış bir öncüdür. Onun İstanbul semalarında bıraktığı duman izi, insanın uçma tutkusunun ve Türk mühendislik dehasının tarihsel bir vesikasıdır.
Yorum Gönder