Devşirme sistemi, Osmanlı İmparatorluğu’nun fethedilen özellikle Balkan coğrafyasındaki Hristiyan tebaanın yetenekli çocuklarını belirli kurallar dahilinde toplayıp, Türk-İslam kültürüyle yetiştirerek askeri ve idari bürokrasinin temel taşı haline getirdiği bir insan kaynakları ve entegrasyon modelidir. Bu sistem, klasik feodal devletlerdeki soyluluk anlayışını yıkarak yerine tamamen liyakate dayalı bir yönetim sınıfı inşa etme fikrinden doğmuştur. Devşirilen çocukların bir kısmı ordunun vurucu gücü olan Yeniçeri Ocağı’nı oluştururken, en zeki olanları ise Enderun Mektebi’ne seçilerek sadrazamlığa kadar yükselen devlet adamları olurlardı.
Sistemin kökeni, I. Murad döneminde uygulanan "Pençik" (savaş esirlerinin beşte birinin askere alınması) sistemine dayanır. Ankara Savaşı'ndan sonra fetihlerin durması ve esir bulunamaması üzerine, Çelebi Mehmed ve II. Murad dönemlerinde bu yöntem sistemli bir kanun haline getirilerek "Devşirme Kanunu" adını almıştır. Kanun, kafaya göre bir çocuk toplama işi değil, çok sıkı ve hukuki kurallara bağlı bir bürokratik süreçti:
Aile Rızası ve Seçim Kriterleri: Devşirme memurları bölgelere giderek ailelerin durumunu incelerdi. Tek oğlu olan ailenin çocuğu asla alınmazdı. Evli çocuklar, yetimler, çok kısa veya çok uzun boylular, köse veya aşırı yakışıklı olanlar (suistimale açık olmamak için) sistem dışı bırakılırdı. Genellikle 8-18 yaş arasındaki sağlıklı ve zeki çocuklar seçilirdi.
Kayıtların Tutulması: Seçilen çocukların eşkalleri, köyü, ailesi, vaftiz adı ve doğumu "Eşkâl Defterleri" adı verilen belgelere kuruşu kuruşuna kaydedilirdi. Bu defterler, çocuğun ileride ailesini bulabilmesi ya da kaçması durumunda yakalanabilmesi için çok sıkı korunurdu.
Seçilen bu çocuklara "Kuloğlanı" denirdi ve İstanbul’a getirildikten sonra ilk iş olarak Anadolu’daki Türk çiftçi ailelerinin yanına "Türk’e verilmek" üzere gönderilirlerdi. Burada birkaç yıl kalarak Türkçeyi, İslamiyet’i, Türk örf ve adetlerini en saf haliyle öğrenir, tarım işlerinde çalışarak fiziken güçlenirlerdi. Bu aşamayı geçenler "Acemi Ocağı"na alınır, askeri eğitime başlarlardı. Burada askeri kabiliyeti öne çıkanlar Yeniçeri olur, zeka ve sanatsal estetiği öne çıkanlar ise saray okuluna (Enderun) gönderilirdi.
Devşirme sisteminin Osmanlı Devleti’ne sağladığı en büyük avantaj, merkezi otoritenin mutlak korunmasıydı. Taşradaki güçlü Türk soylu ailelerin (Çandarlılar gibi) devlete ortak olmasını ve tahtı tehdit etmesini engellemek isteyen padişahlar, arkasında hiçbir aşiret, aile veya aristokrasi desteği olmayan, tek hamisi ve babası padişah olan bu devşirme sınıfını öne çıkarmışlardır. Sokollu Mehmed Paşa, Mimar Sinan ve Pargalı İbrahim Paşa gibi imparatorluk tarihine damga vuran isimler bu sistemin birer ürünüdür.
Sistem 16. yüzyılın sonlarına kadar kusursuz işlemiştir. Ancak rüşvetin yaygınlaşması, "kul" sistemine dışarıdan, Türk ve Müslüman ailelerin çocuklarının da usulsüz şekilde kaydedilmesi ve Yeniçeri Ocağı’nın siyasallaşmasıyla devşirme kanunu ihlal edilmeye başlanmıştır. 17. yüzyıldan itibaren çocuk toplama işi tamamen aksamış ve nihayet III. Ahmed döneminde (18. yüzyıl başı) bu uygulamaya resmen son verilmiştir. Özetle devşirme sistemi, Osmanlı’nın tebaasını potasında eriterek onlardan küresel bir imparatorluğu yönetecek deha çapında beyinler ve sarsılmaz bir ordu çıkardığı, tarihin en özgün idari mühendislik başarılarından biridir.
Yorum Gönder