Çeşme Baskını (1770) nedir?

Çeşme Baskını (5-7 Temmuz 1770), Osmanlı-Rus Savaşı devam ederken, Rus donanmasının İzmir’in Çeşme Limanı’nda demirli bulunan Osmanlı donanmasına düzenlediği ve neredeyse tüm Osmanlı gemilerinin yakılarak imha edilmesiyle sonuçlanan, denizcilik tarihimizin en büyük facialarından biridir. Az önce donanmanın çöküş nedenlerini konuşurken bahsettiğim o "imha zincirinin" en feci halkalarından biridir.

Olayın gelişimi ve arkasındaki rasyonel askeri/stratejik detaylar şunlardır:

1. Rusların Akdeniz'e Sızma Stratejisi (Baltık Filosu)

1768 yılında başlayan Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Rus Çariçesi II. Katerina ve kurmayları, Osmanlı’yı hiç beklemediği bir yerden vurmak için sinsi ve dahi bir plan hazırladılar. Osmanlı devlet aklı, Rus deniz gücünün sadece Karadeniz’de olduğunu ve boğazlar ellerinde olduğu için Rus gemilerinin Akdeniz’e inemeyeceğini düşünüyordu. Ancak Ruslar, Baltık Denizi’ndeki devasa kalyon filosunu denize indirdi; tüm Avrupa’yı kıyıdan dolaşıp, Manş Denizi’ni ve Cebelitarık Boğazı’nı geçerek Akdeniz’e girdi. Osmanlı bürokrasisi, İngilizlerin ve Fransızların uyarılarına rağmen "Rusların Baltık'ta gemisi mi var, Akdeniz'e nasıl gelsinler?" diyerek bu muazzam lojistik hamleyi tamamen hafife aldı.

2. Koyun Adaları Savaşı ve Çeşme'ye Hatalı Sığınma

Akdeniz'e giren Rus filosu ile Kaptan-ı Derya Hüsameddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, önce Sakız Adası açıklarında (Koyun Adaları Savaşı) karşı karşıya geldi. Bu ilk çatışmada iki taraftan da birer büyük kalyon havaya uçtu. Savaşın ardından taktiksel bir hata yapan Hüsameddin Paşa, donanmayı korunaklı olduğunu düşündüğü Çeşme Limanı’nın içine çekti. Gemiler, limanın dar alanında yan yana, adeta dip dibe demirlendi. Bu rasyonel olmayan karar, donanmayı harakiri pozisyonuna getirdi. Cezayirli Gazi Hasan Paşa, gemilerin bu kadar sıkışık düzende durmasının büyük bir yangın riski doğuracağını söyleyerek itiraz etse de lafını dinletemedi.

3. Kundak Gemileriyle Gelen Cehennem

Osmanlı gemilerinin limanda kıpırdayamayacak şekilde sıkıştığını gören Rus amiralleri, 5 Temmuz’u 6 Temmuz’u bağlayan gece sinsi bir taarruz başlattılar. Limanın ağzına kadar yaklaşan Rus gemileri, içlerinde patlayıcı ve yanıcı maddeler bulunan küçük kundak gemilerini (ateş gemileri) Osmanlı kalyonlarının üzerine saldı. Sıkışık düzende duran Osmanlı gemilerinden birinin alev almasıyla, yangın rüzgârın da etkisiyle zincirleme olarak diğer gemilere sıçradı. Sadece birkaç saat içinde, Osmanlı’nın Akdeniz’deki en muazzam 30’a yakın kalyonu, kadırgası ve binlerce tecrübeli leventi alevler içinde kalarak kül oldu. Kaptan-ı Derya Hüsameddin Paşa ise kendi gemisiyle kaçarak canını kurtardı.

Çeşme Baskını'nın Jeopolitik Sonuçları:

  • Akdeniz’de Rus Dehşeti: Çeşme Faciası ile Osmanlı’nın Akdeniz’deki deniz gücü tamamen sıfırlandı. Rus donanması, Ege Denizi ve Akdeniz’de mutlak bir hakimiyet kurarak Limni ve Sakız gibi stratejik adaları kuşattı, ticari lojistiği tamamen felç etti ve hatta Çanakkale Boğazı’nı abluka altına alarak İstanbul’da kıtlık tehlikesi doğurdu.

  • Küçük Kaynarca’ya Giden Yol: Denizdeki bu mutlak acziyet ve karadaki bozgunlar, Osmanlı’yı 1774 yılında tarihinin en ağır antlaşmalarından biri olan Küçük Kaynarca Antlaşması’nı imzalamak zorunda bıraktı. Ruslar bu sayede Karadeniz’de de donanma bulundurma hakkı elde etti.

  • Mühendishane'nin Doğuşu (Rasyonel Ders): Devlet aklı bu ağır teknolojik ve taktiksel darbeden sonra hatasını anladı. Denizciliğin artık alaylı reislerle değil, bilimsel yöntemlerle yapılması gerektiği görüldü. Donanmayı yeniden ayağa kaldırmak ve modern deniz subayları yetiştirmek amacıyla, bugün İTÜ'nün temeli sayılan Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyun (Deniz Mühendishanesi) kuruldu.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski