Feshane (1833) neden kuruldu ve Osmanlı yerli sanayisinde neleri amaçladı?

Feshane, 1833 yılında Sultan II. Mahmud döneminde İstanbul Kadırga’da kurulmuş, ardından Eyüpsultan’a taşınmış olan, Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa tarzındaki ilk ciddi devlet fabrikası ve modern sanayileşme hamlesidir. Feshane’nin kurulmasının arkasında hem askeri bir zorunluluk hem de yerli üretimi korumaya yönelik rasyonel bir ekonomik devlet aklı yatmaktadır.

Feshane Neden Kuruldu?

Feshane’nin kurulmasındaki en büyük ve acil neden, yeni ordunun kıyafet ve fes ihtiyacını yerli imkanlarla karşılamaktır. Hatırlarsan II. Mahmud, 1826 yılında o yozlaşmış Yeniçeri Ocağı’nı tamamen kaldırmış (Vaka-i Hayriye) ve yerine Batı tarzında eğitilen Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye ordusunu kurmuştu. Bu yeni ordunun kıyafeti, başlığı ve teçhizatı da tamamen modernleştirildi; geleneksel kavuk ve sarık yerine "fes" kullanımı mecburi kılındı.

Ancak o dönemde Osmanlı’da bu kadar büyük bir ordunun fes ve çuha (askeri kumaş) ihtiyacını seri halde üretecek bir sanayi altyapısı yoktu. İlk etapta fesler Tunus’tan ve Avusturya’dan (Viyana) ithal edilmeye başlandı. Koca imparatorluğun askeri başlığını dışarıya bağımlı olarak ithal etmesi, hem askeri lojistik açısından büyük bir risk doğuruyor hem de az önce Navarin ve Tanzimat krizlerinde konuştuğumuz o nakit sıkışıklığı döneminde hazineden dışarıya muazzam bir döviz (altın ve gümüş) çıkışına neden oluyordu. İşte bu bağımlılığı kırmak ve ordunun giyim ihtiyacını merkezileştirmek amacıyla Feshane rasyonel bir çare olarak faaliyete geçirildi.

Osmanlı Yerli Sanayisinde Neleri Amaçladı?

Feshane, sadece bir fes imalathanesi olmanın ötesinde, Osmanlı yerli sanayisinde şu stratejik ve ekonomik hedefleri amaçlamıştı:

  • İthalatı Engellemek ve Yerli Sanayiyi Korumak: Feshane'nin temel iktisadi gayesi, Avrupa'dan (özellikle Avusturya ve Fransa'dan) gelen ucuz ve seri üretim tekstil ürünlerine karşı yerli üretimi ve sermayeyi korumaktı. Fabrika sayesinde dışarıya giden paranın önü kesilmek istenmiş, ithal ikameci bir mantıkla yerli sanayinin canlandırılması hedeflenmiştir.

  • Buharlı Makinelerle Endüstriyel Dönüşüm: Feshane, Osmanlı’da el tezgahlarından (manifaturacılıktan) fabrikasyona, yani buharlı makine üretimine geçişin öncüsü olmuştur. Abdülmecid döneminde yurt dışından modern dokuma makineleri ve buhar kazanları getirilerek fabrika genişletilmiş, böylece Osmanlı işçisi ve mühendisi ilk kez modern endüstriyel üretim bantlarıyla tanışmıştır.

  • Yerli Sanayi İş Gücü ve Standart Üretim: Osmanlı’da yüzyıllardır üretimi domine eden ancak Sanayi Devrimi karşısında çökmeye başlayan Lonca Teşkilatı’nın ötesinde, devlet eliyle disiplinli ve standart üretim yapabilen yeni bir işçi sınıfı ve teknik kadro yetiştirilmesi amaçlanmıştır. Feshane’de üretilen feslerin ve çuhaların kalitesi kanunla sabitlenmiş, sanayide standardizasyon hedeflenmiştir.

Özetle Feshane; Osmanlı devlet aklının Batı karşısında uğradığı askeri ve ekonomik hezimetleri engellemek için kurduğu, orduyu yerli imkanlarla donatmayı ve çöken Osmanlı iktisadi yapısını modern makinelerle ayağa kaldırmayı amaçlayan çok kritik bir sanayi devrimi prototipidir.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski