Köprülüler Dönemi (1656-1683), Osmanlı İmparatorluğu’nun 17. yüzyılda yaşadığı o derin siyasi, askeri ve ekonomik fetret devrinde, Köprülü ailesinden gelen sadrazamların peş peşe yönetime geçerek devlete adeta suni bir solunum yaptırdığı, tarihte eşi benzeri olmayan bir "ara yükseliş" veya "restorasyon" dönemidir. Hatırlarsan, 1656 yılına gelindiğinde devlet tam anlamıyla çökmek üzereydi. Sarayda Kadınlar Saltanatı'nın entrikaları dönüyor, içeride Celali İsyanları taşrayı yakıyor, yeniçeriler İstanbul’da padişah indirip padişah bindiriyor (Vaka-i Vakvakiye gibi facialar), dışarıda ise Venedik donanması Çanakkale Boğazı’nı abluka altına almış, İstanbul’u kıtlığa sürüklemişti. İşte bu zifiri karanlıkta, Tarhuncu Ahmed Paşa gibi dahi maliyecilerin bile kellesini alan o kirli saray düzenine karşı Köprülü Mehmed Paşa sahneye çıktı.
Mehmed Paşa’nın Osmanlı siyasetinde değiştirdiği ilk ve en büyük devrim, şartlı sadrazamlık müessesesini getirmesidir. Yaşlı ve kurt bir devlet adamı olan Köprülü, sarayın teklifini kabul etmeden önce Turhan Sultan’a çok net şartlar koştu: "Saray işlerime karışmayacak, sunduğum memur atamaları aynen kabul edilecek, hakkımda bir şikayet olursa yargılanmadan infaz edilmeyeceğim." Osmanlı tarihinde ilk kez bir bürokrat, padişah otoritesine karşı kendi rasyonel şartlarını dikte ettirdi ve mutlak gücü eline aldı. Bu hamle, saray entrikacılarını yönetimden uzaklaştırarak bürokratik otoriteyi yeniden canlandırdı.
Siyasi ve idari düzende Köprülüler, otoriteyi kan ve demirle yeniden tesis ettiler. Köprülü Mehmed Paşa, devlet mekanizmasını tıkayan, rüşvete bulaşan, halkı sömüren ve isyan çıkaran kim varsa acımasızca tasfiye etti. Yeniçeri ve zorba elebaşılarını, yozlaşmış kadıları ve ulemayı, hatta devlet içinde paralel bir güç odağı haline gelen dini cemaat liderlerini (Kadızadeliler) ya sürgün etti ya da idam ettirdi. Onun bu sert ve tavizsiz temizlik harekatı sayesinde devletin merkezi otoritesi taşrada ve payitahtta yeniden korku ve saygıyla hissedilir hale geldi. Düzen sağlandığı için vergi gelirleri yeniden hazineye akmaya başladı.
Askeri alanda ise Köprülüler dönemi, Osmanlı’ya kaybettiği o eski heybetini kısa süreliğine de olsa geri kazandırdı. Köprülü Mehmed Paşa derhal Çanakkale’deki Venedik ablukasını kırarak adalari geri aldı ve İstanbul'u rahatlattı. Ondan sonra sadarete geçen oğlu Köprülü Fazıl Ahmed Paşa ise babasının kurduğu bu askeri ve mali disiplini kullanarak Avusturya karşısında Uyvar Kalesi’ni fethetti (tarihe "Uyvar önünde bir Türk gibi güçlü" sözünü kazıyan seferdir) ve tam 24 yıldır alınamayan Girit’i (Kandiye Kalesi'ni) fethederek Venedik meselesini kökten çözdü.
Özetle; Köprülüler Dönemi, Osmanlı siyasetinde yozlaşmış saray ve asker ittifakını kırarak yönetimi rasyonel ve disiplinli bir bürokrasinin eline teslim etmiştir. Devleti uçurumun eşiğinden alıp ömrünü uzatmışlardır; ancak bu başarı köklü yapısal reformlara değil, şahısların demir yumruğuna dayandığı için, 1683'teki II. Viyana Bozgunu (ki o da bir Köprülü olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın hatasıdır) ile birlikte bu suni rüya bitmiş ve imparatorluk geri dönülemez o büyük çöküş sürecine resmen girmiştir.
Yorum Gönder