Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane (1839) nedir ve neden kuruldu?

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, 14 Mart 1839’da Sultan II. Mahmud döneminde İstanbul’da kurulan, Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı tarzındaki ilk modern tıp fakültesi ve modern tıp eğitiminin miladıdır. Mektebin açılış töreninde bizzat Sultan II. Mahmud yer almış ve okulun modern karakterini vurgulayan meşhur açılış nutkunu irat etmiştir.

Bu stratejik kurumun kurulmasının arkasında hem askeri lojistik hem de toplumsal sağlık açısından çok net, rasyonel nedenler yatmaktaydı:

1. Yeni Ordunun Acil Doktor ve Cerrah İhtiyacı

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin kurulmasındaki en birincil ve acil neden, modern Osmanlı ordusunun (Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye) tabip ve cerrah ihtiyacını karşılamaktır. Hatırlarsan, 1826'da Yeniçeri Ocağı kaldırılıp yerine Avrupa tarzında yeni bir ordu kurulunca, bu ordunun sağlık altyapısını kurmak da zorunlu hale geldi. Eski tarz dârüşşifalarda yetişen hekimler, modern savaş cerrahisi ve sahra hastanesi mantığına rasyonel olarak cevap veremiyordu. Orduyu salgın hastalıklardan koruyacak, savaş meydanında modern cerrahi müdahaleler yapacak askeri doktor kadrosunu yetiştirmek için bu okul şarttı.

2. Tıp Eğitiminin Batılılaşması ve Fransızca Tercihi

Geleneksel tıp medreselerinin teorik ve çağın gerisinde kalmış eğitim modeli yerine, tamamen Avrupa (özellikle Avusturya ve Fransa) tıp müfredatına dayalı bir sistem inşa edildi. Okulun başına Avusturya’dan getirilen dahi hekim Dr. Charles Ambroise Bernard getirildi.

Eğitim dilinin Fransızca olarak belirlenmesinin arkasında da rasyonel bir devlet aklı vardı: O dönemde modern tıp literatürü, anatomik terimler ve ilaç sanayii tamamen Batı dillerindeydi. II. Mahmud, açılış konuşmasında öğrencilere hitaben şu meşhur sözü söylemiştir:

"Sizlere Fransızca okutulmasından muradım, Fransız lisanını tahsil ettirmek değildir; hemen tıp ilmini öğrenip, yavaş yavaş kendi dilimize (Türkçeye) çevirerek kendi lisanımızda tıp kitapları yazmanızdır."

3. Salgın Hastalıklarla Mücadele ve Kamu Sağlığı

  1. yüzyıl Osmanlı coğrafyasında kolera, veba, sıtma ve çiçek gibi salgın hastalıklar hem ordunun askeri gücünü kırıyor hem de taşra halkını kırıp geçiriyordu. Az önce konuştuğumuz Kavalalı isyanı ve Balkan krizleri döneminde salgın hastalıkların lojistiği ne kadar felç ettiğini devlet aklı çok iyi görmüştü. Mekteb-i Tıbbiye, ülkedeki karantina teşkilatını yönetecek, aşı uygulamalarını (özellikle çiçek aşısını) organize edecek ve kamu sağlığını bilimsel yöntemlerle koruyacak uzman bürokrat-hekimleri yetiştirmekle de görevlendirildi.

4. Modern Laboratuvarlar ve Anatomi Devrimi

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, Osmanlı eğitim tarihinde pratik ve uygulamalı eğitimin öncüsü oldu. Okul bünyesinde modern bir eczane (eczahane), botanik bahçesi (ilaç yapımı için bitki yetiştirilen yer), zengin bir tıp kütüphanesi ve modern laboratuvarlar kuruldu. En önemlisi, o döneme kadar dini ve sosyal tabular nedeniyle yapılamayan kadavra üzerinde anatomi dersleri (dissection), Sultan Abdülmecid’in çıkardığı özel bir fetva ve iradeyle resmi olarak bu okulda başlatıldı. Bu, Osmanlı bilim tarihinde rasyonel düşüncenin en büyük kırılma noktalarından biridir.

Özetle Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane; Osmanlı devlet aklının askeri gücü ayakta tutmak, salgın hastalıklarla rasyonel düzeyde mücadele etmek ve ülkedeki tıp bilimini çağdaş seviyeye ulaştırmak amacıyla kurduğu, sadece doktor değil, aynı zamanda sonraki dönemlerin Jön Türk hareketine ve Tanzimat/Meşrutiyet bürokrasisine yön verecek vizyoner bir aydın sınıfı yetiştiren en köklü eğitim lokomotifidir.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski