Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik bağımsızlığını fiilen kaybettiği ve mali yönetimini Avrupalı alacaklılara teslim etmek zorunda kaldığı tarihi dönüm noktasına Muharrem Kararnamesi denir. Sultan II. Abdülhamid döneminde, 20 Aralık 1881'de (Hicri takvime göre Muharrem ayında) yayımlanan bu kararname, devletin borçlarını ödeyemeyeceğini resmi olarak kabul ettiği ve bu borçların yapılandırılması için alacaklı devletlerle masaya oturduğu hukuki bir metindir.
Burada yaygın bir algı hatasını düzeltmek gerekir: Muharrem Kararnamesi Osmanlı'yı iflas ettirmedi; zaten iflas etmiş olan bir devletin borç tasfiye ve haciz sürecini resmileştirdi.
İflasa Giden Yol: Kararnamenin Arka Planı
Osmanlı maliyesinin çöküşü birdenbire olmadı. Süreç, 1854 Kırım Savaşı sırasında İngiltere ve Fransa'dan alınan ilk dış borçla başladı.
Borç Sarmalı: Alınan paralar üretime, sanayiye veya kalıcı gelir getirecek projelere yatırılmak yerine; saray yapımlarına, ordu harcamalarına ve eski borçların faizlerini kapatmaya harcandı.
1875 Ramazan Kararnamesi: Devlet, borç faizlerini bile ödeyemez hale gelince 1875 yılında bir moratoryum (iflas) ilan etti. Borç ödemelerini yarı yarıya indirdiğini duyurdu ancak bu da çare olmadı.
93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı): Savaşın getirdiği devasa yıkım ve Rusya'ya ödenecek ağır savaş tazminatı, Osmanlı maliyesinin tabutuna çakılan son çivi oldu. Avrupalı alacaklılar baskıyı artırınca, devlet uzlaşmak zorunda kaldı.
Kararname Osmanlı'yı Mali Olarak Nasıl Esir Aldı?
Muharrem Kararnamesi'nin en yıkıcı sonucu, Duyûn-ı Umûmiye İdaresi'nin (Genel Borçlar İdaresi) kurulması oldu. Bu idare, Osmanlı ekonomisini şu mekanizmalarla tamamen felç etti:
Devlet İçinde Devlet Kuruldu: İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan, Avusturyalı ve Osmanlı temsilcilerinden oluÅŸan bu meclis, kendi memurları ve zabıtalarıyla Osmanlı topraklarında doÄŸrudan vergi toplama yetkisine sahip oldu. Duyûn-ı Umûmiye’nin çalışan sayısı, zamanla Osmanlı Maliye Nezareti’nin (Bakanlığının) memur sayısını geride bıraktı.
Rüsûm-ı Sitte (Altı Vergi) Gelirlerine El Konuldu: Osmanlı Devleti, en garanti ve en sıcak gelir kaynaklarını doğrudan bu yabancı idareye devretti. Tuz, tütün, ipek, pul (damga), alkollü içkiler ve balıkçılık vergileri artık devletin kasasına değil, doğrudan Avrupalı alacaklıların cebine gidiyordu.
Stratejik Gelirlerin Kaybı: Ayrıca Kıbrıs adasının gelirleri, Doğu Rumeli vergileri ve gümrük hasılatının bir kısmı da bu borç tasfiyesine tahsis edildi.
Tarihi ve Ekonomik Sonucu
Muharrem Kararnamesi ile Osmanlı İmparatorluğu yarı sömürge bir ekonomik yapıya büründü. Devlet, kendi topraklarında vergi toplama ve bu gelirleri bütçesinde kendi önceliklerine göre harcama hakkını kaybetti. Yatırım yapacak, orduyu modernize edecek veya eğitim reformu finanse edecek mali hareket alanı tamamen daraldı.
Bu kararnameyle kurulan sistem, Osmanlı’nın yıkılışına kadar yürürlükte kaldı. Genç Türkiye Cumhuriyeti, bağımsızlığını tam anlamıyla kazanabilmek adına Lozan AntlaÅŸması'nda bu prangayı sökmek için büyük bir diplomatik mücadele verdi ve Osmanlı'dan kalan bu borçları 1954 yılına kadar taksit taksit ödemek zorunda kaldı. İşte Muharrem Kararnamesi, bir devletin mali egemenliÄŸini kaybettiÄŸinde siyasi bağımsızlığının nasıl içi boÅŸ bir kabuÄŸa dönüştüğünün en somut vesikasıdır.
Yorum Gönder