Yeniçeri Ocağı’nın devlet içindeki silahlı bir baskı unsuruna dönüşmesi birdenbire olmadı. Yüzyıllar içinde, mali sıkıntılar ve siyasi çekişmelerle büyüyen bu isyan dalgası, Osmanlı tarihinin en karanlık sayfalarını oluşturdu. Siyaset sahnesini sarsan ve devletin kaderini değiştiren en ünlü Yeniçeri ayaklanmaları şunlardır:
Buçuktepe İsyanı (1446): Tarihteki ilk Yeniçeri isyanıdır. Fatih Sultan Mehmet’in ilk hükümdarlığı döneminde, henüz çocuk yaşta olmasından ve paranın değerinin düşürülmesinden (tahrif) memnun olmayan askerler Edirne’de ayaklandı. Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’nın araya girmesi ve askerlerin maaşlarına "buçuk" akçe zam yapılmasıyla isyan bastırılabildi. Bu olay, II. Murad’ın tahta yeniden çıkmasına ve Fatih’in ilk saltanatının son bulmasına yol açtı.
Şahkulu İsyanı Sonrası ve Selim Han Dönemi (1511-1512): II. Bayezid’in Safevi tehlikesine karşı gevşek davranmasından rahatsız olan Yeniçeriler, şehzadeler arasındaki taht kavgasında ağırlıklarını koydular. Yavuz Sultan Selim’i açıkça destekleyen ocak, İstanbul’da devlet adamlarının evlerini yağmalayarak II. Bayezid’i tahttan feragat etmeye zorladı. Bu, ocağın bir padişahı tahttan indirme gücünü fark ettiği ilk büyük kırılmadır.
Beylerbeyi Vakası / Haile-i Osmaniye Hazırlığı (1589): III. Murad döneminde, kendilerine ayarı düşük para (akçe-i mağşuş) verilen Yeniçeriler saraya yürüdü. Padişaha gözdağı vererek, bu kalitesiz paranın basılmasından sorumlu tuttukları Rumeli Beylerbeyi Doğancı Mehmet Paşa ile Başdefterdar Emrah Efendi’nin kafasını istediler. III. Murad, isyancıların baskısına boyun eğerek bu devlet adamlarını idam ettirmek zorunda kaldı. Bu olay, ocağın saray bürokrasisini doğrudan rehin alabildiğini gösterdi.
Genç Osman’ın Katledilmesi / Haile-i Osmaniye (1622): Osmanlı tarihinin en trajik ve en büyük isyanıdır. Sultan II. Osman (Genç Osman), ocağın disiplinsizliğini görüp hacca gitme bahanesiyle Anadolu’dan yeni bir ordu toplamak isteyince Yeniçeriler durumu fark etti. İstanbul’da başlayan muazzam isyan kontrolden çıktı. Sarayı basan askerler Genç Osman’ı tahttan indirip Yedikule Zindanları’na kapattılar ve orada hunharca katlettiler. İlk kez bir Osmanlı padişahı, kendi askeri tarafından öldürülmüş oldu ve bu olay merkezi otoriteye ölümcül bir darbe vurdu.
Çınar Vakası / Vaka-i Vakvakiye (1656): IV. Mehmed’in çocuk yaşta tahtta bulunduğu dönemde, saraydaki entrikalardan ve yine maaş krizlerinden bunalan Yeniçeriler ayaklandı. Padişaha 30 kişilik bir devlet adamı listesi vererek bu kişilerin idamını talep ettiler. Saray çaresizce bu talebi kabul etti. Öldürülen devlet adamlarının cesetleri Sultanahmet Meydanı’ndaki büyük bir çınar ağacına asıldı. Halk, İslam mitolojisinde meyveleri insan kafası olan "Vakvak" ağacına benzettiği için bu kanlı olaya Vaka-i Vakvakiye adını verdi.
Edirne Vakası (1703): Padişah II. Mustafa’nın devlet işlerini Şeyhülislam Feyzullah Efendi’ye bırakıp Edirne’de yaşamaya başlaması hem İstanbul halkını hem de Yeniçerileri çileden çıkardı. İstanbul’da ayaklanan ordu Edirne’ye yürüdü. İsyanın sonunda Şeyhülislam feci şekilde öldürüldü, II. Mustafa tahttan indirildi ve yerine III. Ahmed tahta çıkarıldı. Bu isyan, ocağın artık sadece başkentte değil, imparatorluk genelinde askeri bir diktatörlük kurduğunun kanıtıydı.
Patrona Halil İsyanı (1730): Lale Devri’nin getirdiği lüks, şatafat ve İran cephesinden gelen başarısızlık haberleri üzerine, eski bir yeniçeri olan Patrona Halil liderliğindeki kitle ayaklandı. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa idam edildi, zevk ve eğlence mekanları olan köşkler yakıldı. Padişah III. Ahmed tahttan indirilerek Lale Devri kanlı bir şekilde kapatıldı.
Kabakçı Mustafa İsyanı (1807): III. Selim’in kurduğu Batı tarzındaki "Nizam-ı Cedid" ordusunun kendi varlıklarını tehdit ettiğini gören Yeniçeriler, Kabakçı Mustafa önderliğinde ayaklandı. Nizam-ı Cedid ocağı dağıtıldı, III. Selim tahttan indirildi ve daha sonra asiler tarafından şehit edildi. Bu isyan, ocağın yenilik düşmanlığının ve statükoyu koruma hırsının zirve noktasıydı.
Yeniçerilerin devleti tamamen felç eden bu isyan zinciri, ancak 1826 yılında II. Mahmud’un halkı ve ulemayı arkasına alarak kışlaları top ateşine tutmasıyla (Vaka-i Hayriye) kesin olarak sonlandırılabildi.
Yorum Gönder