Ziya Paşa kimdir?

Osmanlı’nın Tanzimat döneminde, yenilikçilik ile gelenekçilik arasında sıkışıp kalmış, ömrü bürokrasi ve sürgünlerle geçmiş en büyük fikir adamlarından biri şüphesiz Ziya Paşa’dır. İstanbul doğumlu olan bu devlet adamı; Namık Kemal ve Şinasi ile birlikte Yeni Osmanlılar cemiyetinin kurucuları arasında yer alır. Yani modern Türk edebiyatının ve siyasi muhalefet kültürünün en temel köşe taşlarından biridir.

Tezatlar ve Çelişkiler Adamı

Ziya Paşa’yı tarihi süreçte eşsiz kılan şey, onun tam bir tezatlar ve iç çatışmalar adamı olmasıdır. Zihninin bir yarısı Batı’nın modern yönetim, eğitim ve hukuk sistemini arzularken, diğer yarısı Doğu’nun o köklü Divan edebiyatı mirasına sıkı sıkıya bağlıydı.

Onun bu büyük fikri dalgalanmasını edebiyat tarihindeki şu iki büyük hamlesinde net bir şekilde görürüz:

  • Önce Şiir ve İnşa adlı meşhur makalesini yazdı. Burada gerçek Türk şiirinin halk şiiri olduğunu, Divan edebiyatının ise yapay kaldığını savundu.

  • Ancak birkaç yıl sonra fikir değiştirerek Harâbât adında devasa bir Divan şiiri antolojisi yayımladı ve eski şiiri göklere çıkardı.

Bu keskin dönüşü, en yakın dava arkadaşı Namık Kemal’in büyük tepkisini çekti. Namık Kemal, ona karşı Türk edebiyatının ilk sert eleştiri eseri olan Tahrib-i Harabat’ı kaleme alarak Ziya Paşa'yı tutarsızlıkla suçladı.

Bürokrasi, Sürgün ve Hiciv Gücü

Ziya Paşa sadece fildişi kulesinde oturan bir şair değildi. Devletin iç mekanizmasını çok iyi bilen bir idareciydi. Amasya, Konya ve Adana gibi kritik bölgelerde valilik yaptı. Taşrada halkın dertlerini, rüşveti ve bürokrasinin hantallığını yakından gözlemledi.

İşte bu gözlemlerini, edebiyatımızın zirve hiciv eserleri olan Terkîb-i Bend ve Terci-i Bend şiirlerinde topladı. Toplumsal bozulmayı, adaletsizliği ve liyakatsizliği öyle sarsıcı beyitlerle vurdu ki, yazdığı mısralar bugün bile halk arasında atasözü gibi ezbere bilinir:

"Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde"

"Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir / Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir."

Sultan Abdülaziz yönetimine muhalefet etmek adına Avrupa'ya kaçan, orada Namık Kemal ile birlikte Hürriyet gazetesini çıkaran Ziya Paşa, ömrünün son yıllarında Adana Valisi iken 1880 yılında vefat etti.

Sonuç olarak Ziya Paşa; ne tam anlamıyla eskiye dönebilmiş ne de tam anlamıyla yeninin içine sinebilmiş, Tanzimat döneminin o sancılı aydın kuşağının en dürüst ve hüzünlü temsilcisidir. Onun satırlar arasına bıraktığı miras, bir toplumun modernleşirken yaşadığı o devasa kimlik krizinin tarihteki en net ve en berrak aynasıdır.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski