Tanzimat Fermanı, 3 Kasım 1839’da Gülhane Parkı’nda okunan ve Osmanlı Devleti’nin "hukuk devleti"ne geçiş çabasının en iddialı belgesi olarak tarihe geçen "Gülhane Hatt-ı Hümayunu"dur. Padişah Abdülmecid döneminde, Hariciye Nazırı Mustafa Reşid Paşa’nın büyük gayretleriyle ilan edilen bu ferman, devletin her alanda yenilenmesini ve tebaanın devlete olan bağlılığını, "vatandaşlık" temelinde yeniden tanımlamayı amaçlıyordu. Fermanın en önemli çıkış noktası, Avrupa’nın Osmanlı’nın iç işlerine karışmasını engellemek, gayrimüslim tebaanın devlete olan aidiyetini güçlendirerek milliyetçilik akımlarının yarattığı parçalanmayı durdurmaktı.
Fermanın getirdiği en devrimci hükümlerden biri, din farkı gözetmeksizin tüm tebaanın "can, mal ve namus güvenliği"nin devlet garantisi altına alınmasıydı. Artık yargılama olmaksızın hiç kimse cezalandırılamayacak, herkes gelirine göre vergi verecek ve askerlik vatan hizmeti olarak yeniden düzenlenecekti. Bu maddelerle Osmanlı, devletin keyfi gücünü kendi eliyle sınırlamış; "halktan devlete" doğru bir hukuk zeminini oluşturmaya çalışmıştır. Belge, "Osmanlıcılık" ideolojisinin de temel taşı kabul edilir; yani etnik veya dini kimliği ne olursa olsun, herkesi "Osmanlı vatandaşı" çatısı altında toplama hayali güdülmüştür.
Ancak Tanzimat'ın bu büyük iddiası, uygulamada ciddi sancılarla karşılaşmıştır. Müslüman tebaa, gayrimüslimlerle eşit haklara sahip olunmasını "geleneksel üstünlüğün kaybedilmesi" olarak algılamış; gayrimüslimler ise eşitliğe rağmen bağımsızlık hayallerinden vazgeçmemiştir. Bürokrasi içerisinde yerleşmiş olan eski alışkanlıklar ve ulemanın reforma bakışı, fermanın kağıt üzerinde kalan bir metin haline gelmesine de yol açmıştır. Tanzimat, Osmanlı için sadece bir "ıslahat" değil, aynı zamanda imparatorluğun Avrupa karşısındaki savunma kalkanı olmuştur; ancak bu kalkan, zamanla Avrupa’nın mali ve siyasi müdahalesine davetiye çıkaran bir sürece de dönüşmüştür.
Yorum Gönder