Beylerbeyi Vakası (1589) nedir?

Beylerbeyi Vakası (ya da tarihteki adıyla Dokuzuncu Akçe Hadisesi), Yeniçerilerin ekonomik krizi bahane ederek saray bürokrasisini tamamen rehin aldığı ve padişaha kendi yakın adamlarını zorla idam ettirdiği ilk büyük başkaldırıdır. 1589 yılında III. Murad döneminde İstanbul'da yaşanan bu olay, ordunun saray üzerindeki vesayetinin ve şantaj siyasetinin en korkunç provası olmuştur.

İsyanın temelinde, Osmanlı iktisat tarihini altüst eden büyük bir ekonomik kriz ve enflasyon dalgası yatıyordu. Coğrafi keşiflerle birlikte Amerika kıtasından Avrupa'ya, oradan da Osmanlı piyasalarına devasa miktarda ucuz gümüş akmıştı. Bu durum Osmanlı akçesinin değerini yerle bir etti. Devlet, Yeniçerilerin üç aylık maaşlarını (ulufe) ödemekte zorlanınca çareyi "tahrif" sisteminde buldu; yani piyasadaki kaliteli akçeler toplandı, eritildi, içindeki gümüş miktarı yarı yarıya düşürülüp bakır oranı artırıldı. Ortaya çıkan bu kalitesiz paraya halk arasında "çürük akçe" veya "dokuzuncu akçe" deniyordu.

Yeniçeriler ve Sipahiler maaşlarını aldıklarında paranın hafifliğinden ve kalitesizliğinden ötürü çarşıda, pazarda alışveriş yapamadılar. İstanbul esnafı bu parayı kabul etmedi veya malların fiyatını üç katına çıkardı. Paralarının pul olduğunu, alım güçlerinin yok edildiğini gören askerler, sorumlunun peşine düştüler.

2 Nisan 1589 günü Yeniçeriler ve Sipahiler birleşerek Topkapı Sarayı’nın kapısına dayandılar. Divan-ı Hümayun toplantısı bastılar ve bu kalitesiz paranın basılmasından, bu mali politikadan sorumlu tuttukları padişahın en yakın dostu ve gözdesi Rumeli Beylerbeyi Doğancı Mehmet Paşa ile Başdefterdar Emrah Efendi’nin kafasını istediler.

Padişah III. Murad ilk başta direnmeye çalıştı, askerlere nasihatçiler gönderdi. Ancak isyancılar saray avlusuna kadar girip tehditlerin dozunu artırınca ve "Eğer paşaları vermezseniz saraya girer, yapacağımızı biliriz" diyerek tahtı tehdit edince sarayda tam bir panik havası esti. III. Murad, can korkusu ve tahtını kaybetme endişesiyle isyancıların baskısına boyun eğmek zorunda kaldı.

Doğancı Mehmet Paşa ve Başdefterdar Emrah Efendi, padişahın gözleri önünde sarayda katledildi ve cesetleri saray kapısından dışarıdaki öfkeli kalabalığın önüne atıldı. Askerler cesetleri sürükleyerek Sultanahmet Meydanı'na götürdüler.

Beylerbeyi Vakası, Osmanlı idari yapısında çok tehlikeli bir psikolojik eşiğin aşılmasına neden oldu. İlk kez devlet görevlileri, görevlerini yaptıkları (devletin mali emrini uyguladıkları) için askere kurban edilmişti. Bu olaydan sonra bürokratlar, vezirler ve hatta sadrazamlar herhangi bir icraat yaparken "Acaba yeniçeri isyan eder mi, kellem gider mi?" korkusuyla yaşamaya başladılar. Padişahın mutlak otoritesi kendi sarayının avlusunda çiğnenmiş ve ordu, devlet yönetimini rehin alabileceğini bu kanlı olayla tescillemiştir.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski