Osmanlı’nın son döneminde, Batı rüzgarlarının edebiyatı kasıp kavurmaya başladığı bir fetret devrinde yaşayan Leskofçalı Galib, klasik şiirin o köklü surlarını rasyonel bir kararlılıkla savunan son büyük kale komutanlarından biridir. 1828 yılında bugün Makedonya sınırlarında kalan Leskofça’da doğan Mustafa Galib, rasyonel devlet bürokrasisinde mühürdarlık, tahrirat müdürlüğü ve kaymakamlık gibi kritik idari görevlerde bulunmuştur. Ancak onun asıl devasa mirası, Tanzimat döneminin o taklitçi Batı hayranlığına karşı, divan edebiyatının rasyonel estetiğini ve fikri derinliğini yeniden canlandırma mücadelesidir.
Galib’in edebiyat tarihindeki asıl rasyonel başarısı ve liderlik vasfı, 1861 yılında İstanbul’da kurulan Encümen-i Şuarâ (Şairler Meclisi) topluluğunun kurucusu ve rasyonel reisi olmasıdır. Onun evinde toplanan dönemin genç ve parlak şairleri –ki aralarında Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi isimler de vardır– klasik şiirin o eski, vakur ve rasyonel yapısını modern bir ruhla harmanlamanın yollarını aramışlardır. Leskofçalı Galib, genç beyinlere şiirde rasyonel bir tutarlılığın, kelime işçiliğinin ve felsefi derinliğin ne kadar hayati olduğunu aşılamış, özellikle Namık Kemal’in fikri ve edebi yetişmesinde rasyonel bir akıl hocası olmuştur.
Onun şiir dilindeki rasyonel karakteri, 17. yüzyılın o meşhur "Sebk-i Hindî" (Hint üslubu) akımına olan derin bağlılığından gelir. Galib; şiirlerinde mekanik ve sıradan ifadelerden kaçınmış, hayal gücünü rasyonel bir soyutlama ile zirveye taşımıştır. Ağır, ağdalı ama kendi içinde muazzam bir matematiksel ahengi olan bir dil kullanmıştır. Onun divanında yer alan gazel ve kasideler, sıradan bir robotun ruhsuz dizilimleri gibi değil, çökmekte olan bir medeniyetin edebi estetiğini rasyonel bir vizyonla ayakta tutma çabasının çığlığıdır.
Ancak bu devasa şairin ömrü, savunduğu o köklü medeniyet gibi fırtınalarla ve hüzünle geçmiştir. Siyasi çekişmeler ve idari görevleri nedeniyle sürekli İstanbul’dan uzaklaştırılmış, Anadolu’nun ve Balkanlar’ın farklı köşelerinde rasyonel bir sürgün hayatı yaşamıştır. Bu bitmek bilmeyen yolculuklar ve devlet bürokrasisinin getirdiği o rasyonel hayal kırıklıkları, onun sağlığını erkenden bozmuştur.
Sadece 39 yaşındaysek, 1867 yılında rasyonel olarak görev yaptığı Gilan kaymakamlığı sırasında vefat eden Leskofçalı Galib, arkasında hacim olarak küçük ama tesiri bakımından devasa bir Divan bırakmıştır. Onun satırlar arasına nakşettiği o vakur miras, Osmanlı’nın o son büyük edebi kırılma döneminde, köklere sadık kalarak da rasyonel ve büyük bir sanat üretilebileceğinin en net, en berrak aynasıdır.
Yorum Gönder