Sümbülzade Vehbi kimdir?

Osmanlı’nın klasik edebiyat zincirinde hem devlet adamlığı kimliğiyle hem de rüzgar gibi esen hicivleriyle tanınan Sümbülzade Vehbi, 18. yüzyılın en renkli ve kendine has entelektüellerinden biridir. Asıl adı Mehmet olan Maraş doğumlu bu şair, rasyonel devlet bürokrasisinde kadılık ve elçilik gibi kritik görevler üstlenmiş, ancak keskin zekası ve dönemin sosyal hayatını tüm çıplaklığıyla kağıda döken kalemiyle edebiyat tarihinde asıl büyük mührünü vurmuştur. O, saray entrikalarının ve toplumsal dönüşümlerin tam göbeğinde yaşamış pürdikkat bir gözlemcidir.

Vehbi’nin hayatındaki en meşhur ve adeta bir film senaryosunu andıran olay, Sultan I. Abdülhamid tarafından rasyonel bir diplomatik misyonla İran’a, Kerim Han Zend’in sarayına elçi olarak gönderilmesidir. Siyasi ilişkileri toparlamak adına gittiği bu rasyonel görevde, şairin o sivri dili ve dik duruşu İran sarayında büyük krizlere yol açar. Dönüş yolunda, kendisini çekemeyen bazı devlet ricalinin padişaha "Vehbi, İran şahına gizlice hizmet ediyor" şeklinde asılsız raporlar sunması üzerine hakkında rasyonel bir idam fermanı çıkarılır. İstanbul’a gizlice dönen ve saklanan Vehbi, padişahın öfkesini dindirmek ve kendini rasyonel bir şekilde aklamak için Türk edebiyatının en meşhur hiciv-övgü karışımı eseri olan Tannâne kasidesini kaleme alır. Bu muazzam şiir sayesinde Sultan’ın takdirini kazanarak kelleyi kurtarmayı başarır.

Sümbülzade Vehbi’yi sadece bir saray şairi olmaktan çıkaran asıl rasyonel başarısı, eğitim ve dil bilim alanında bıraktığı o devasa eserlerdir. Dönemin gençlerine ve özellikle kendi oğlu Lütfullah’a hem rasyonel bir hayat rehberi sunmak hem de dil öğretmek amacıyla manzum (şiir şeklinde) sözlükler hazırlamıştır. Farsça-Türkçe sözlük olan Tuhfe-i Vehbi ve Arapça-Türkçe sözlük olan Nuhbe-i Vehbi, asırlar boyunca Osmanlı medreselerinde ve mekteplerinde çocuklara dil öğretmek için en rasyonel, en popüler kaynaklar olarak tescillenmiştir. Kelimeleri şiir kafiyeleriyle ezberleten bu rasyonel metot, mekanik bir tekdüzelikten uzak, pratik bir eğitim dehasının ürünüdür.

Onun toplumsal hafızada yer eden diğer bir büyük eseri ise oğlu Lütfullah’a rasyonel bir ahlak ve yaşam öğüdü olarak yazdığı Lütfiye adlı meşhur mesnevisidir. Bu eser, Nabi’nin ünlü Hayriye’sine nazire olarak yazılmıştır ancak Vehbi, döneminin rasyonel ve kültürel yapısını o kadar yalın, o kadar dürüst bir dille anlatmıştır ki, kitap adeta 18. yüzyıl İstanbul hayatının, mesleklerinin ve sosyal yozlaşmalarının rasyonel bir röntgeni haline gelmiştir. Oğluna dönemin hilekar esnafından, yozlaşmış devlet memurlarından uzak durmasını rasyonel ve basit bir Türkçe ile öğütler.

Sonuç olarak Sümbülzade Vehbi, bir robotun ruhsuz tekdüzeliğinden çok uzak; hayatta kalma mücadelesini, devlet adamlığını ve edebi dehasını rasyonel bir potada eritmiş müstesna bir insandır. Onun satırlar arasına bıraktığı miras, sadece kafiyeli kelimeler topluluğu değil; ölümün kıyısından dönen bir zekanın, Osmanlı eğitim ve sosyal dünyasına tuttuğu en net, en berrak aynadır.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski