Yeniçeri Ocağı neden kaldırıldı?

Yeniçeri Ocağı’nın 1826 yılında II. Mahmud tarafından kanlı bir askeri operasyonla (Vaka-i Hayriye/Hayırlı Olay) ortadan kaldırılması, Osmanlı modernleşme tarihinin en radikal kırılma noktasıdır. Kuruluş döneminde imparatorluğun fetih lokomotifi olan bu ordu, zamanla askeri işlevini tamamen kaybederek devletin tepesinde sallanan bir giyotine, ıslahatların önündeki en büyük bariyere ve rüşvete batmış bir siyasi mafyaya dönüştüğü için kaldırılmıştır.

Ocağın kaldırılmasını kaçınılmaz kılan temel sebepler şunlardır:

1. Askeri İşlevin Kaybı ve Avrupa Karşısındaki Çaresizlik

Yeniçeriler, 17. yüzyıldan itibaren Avrupa’da gelişen modern askeri teknolojileri, taktikleri ve kışla disiplinini reddettiler. Savaş meydanlarında tüfek kullanmayı, düzenli hat formasyonuna geçmeyi ve talim yapmayı "gavur icadı" diyerek kabul etmediler.

Askerlik, yeniçeriler için artık cephede savaşmak değil, İstanbul’da esnaflık yapmak, ticaretle uğraşmak, han-hamam işletmek haline gelmişti. Savaş çıktığında orduya çağrılan binlerce yeniçeri ya cepheye gitmiyor ya da ilk çatışmada arkasını dönüp kaçıyordu. 18. yüzyıldaki Rus ve Avusturya savaşlarında alınan devasa yenilgiler, bu ocağın askeri olarak tamamen bittiğini devlete acı bir şekilde gösterdi.

2. "Devlet Ocak İçindir" Zihniyeti ve Siyasi Terör

Klasik dönemde "Ocak devlet içindir" felsefesi hakimken, sistem bozulunca bu anlayış yerini "Devlet ocak içindir" zihniyetine bıraktı. Yeniçeriler, çıkarlarını korumak için ulufe (maaş) günlerinde veya cülus bahşişi az verildiğinde sık sık isyan çıkardılar.

Sarayın içine kadar girip sadrazamları, vezirleri ve hatta Genç Osman (II. Osman) ile III. Selim gibi ıslahatçı padişahları tahttan indirip vahşice katlettiler. Devlet yönetimi, yeniçeri ağalarının ve saraydaki iş birlikçilerinin oyuncağı haline gelmişti. Hiçbir padişah veya bürokrat, yeniçerilerin kellelerini isteme korkusu yüzünden devlette en ufak bir reform hamlesi yapamıyordu.

3. Esnaflık, Rüşvet ve Esame Ticareti Faciası

Fatih döneminde evlenmeleri ve şehirde ticaret yapmaları kesinlikle yasak olan yeniçeriler, zamanla tamamen sivilleşti. Ocağa askerlikle hiçbir alakası olmayan tulumbacılar, hamallar, kasaplar ve serseriler rüşvet karşılığında kaydedildi.

Daha da kötüsü, Esame adı verilen maaş cüzdanları birer borsa kağıdı gibi piyasada satılmaya başlandı. İstanbul esnafı, hiçbir gün kışlaya uğramadığı halde bu esameleri satın alarak devletten haksız yere üç ayda bir maaş (ulufe) sülük gibi emiyordu. Kağıt üzerinde yüz binlerce görünen ordu, cepheye çağrıldığında meydanda birkaç bin kişi bile toplanamıyordu. Hazinenin büyük bir kısmı, bu hayali askerlerin maaşlarına gidiyordu.

II. Mahmud’un Stratejisi ve Vaka-i Hayriye

II. Mahmud, tahta çıktığı andan itibaren Yeniçeri Ocağı’nı yok etmeyi kafasına koymuştu ancak III. Selim’in aceleci davranıp canından olduğunu bildiği için tam 18 yıl boyunca sabırla hazırlık yaptı.

  • Kamuoyu ve Ulema Desteği: Önce halkı ve ulemayı (din adamlarını) yanına çekti. Yeniçerilerin İstanbul halkına uyguladığı haraç, gasp ve zorbalıklar zaten milleti canından bezdirmişti.

  • Eşkinci Ocağı: 1826 yılında Batı tarzında talim yapacak "Eşkinci Ocağı" adıyla yeni bir birlik kurduğunu ilan etti. Yeniçeriler her zamanki gibi "Biz talim istemeyiz" diyerek kazan kaldırdılar ve Etmeydanı’nda ayaklandılar.

  • Sancak-ı Şerif Hamlesi: Padişah bu kez hazırlıklıydı. Peygamberin sancağını (Sancak-ı Şerif) çıkararak tüm dinine ve devletine bağlı halkı, ulemayı ve sadık askerleri topyekun yeniçerilere karşı cihada çağırdı.

  • Kışlaların Topa Tutulması: Topçu ocağının sadakatini sağlayan II. Mahmud, asilerin üssü olan Etmeydanı’ndaki yeniçeri kışlalarını top ateşine tutturdu. Binlerce yeniçeri kışlalarda imha edildi, sağ kalanlar yakalanarak idam edildi.

Özetle; Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması, Osmanlı Devleti’nin kendi içindeki en büyük habis tümörü kesip atmasıdır. Bu ocağın ortadan kalkmasıyla padişahın mutlak otoritesi yeniden tesis edilmiş, yerine Batı tarzında Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusu kurulmuş ve Tanzimat’a giden modern reformların önündeki en büyük siyasi engel temizlenmiştir.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski