Berlin Antlaşması (1878), 93 Harbi’nin (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) ardından, Rusya’nın bölgedeki hakimiyetini dengelemek ve Balkanlar’daki güç boşluğunu Avrupa devletleri arasında yeniden paylaştırmak amacıyla düzenlenen uluslararası bir diplomasi zirvesidir. Ayastefanos Antlaşması’nın, Rusya’ya bölgede mutlak bir üstünlük sağlayan ağır şartlarından rahatsız olan İngiltere ve Avusturya-Macaristan, Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü değil, kendi çıkarlarını korumak adına bu konferansı zorunlu kılmışlardır. Berlin Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki varlığının sadece fiziksel olarak değil, hukuki ve siyasi olarak da büyük bir yara aldığı, haritanın artık geri dönülemez şekilde yeniden düzenlendiği belgedir.
Antlaşma ile Balkan coğrafyası parçalanmış, bölgedeki Osmanlı egemenliği büyük ölçüde sembolik hale gelmiştir:
Büyük Bulgaristan Prensliği’nin Bölünmesi: Ayastefanos ile kurulan devasa Bulgaristan, Berlin’de üç parçaya bölünmüştür. Bu durum, Rusya’nın sıcak denizlere inme yolundaki en önemli uydu devletini zayıflatmıştır.
Sırbistan, Karadağ ve Romanya’nın Bağımsızlığı: Bu devletlerin Osmanlı'dan koparak tamamen bağımsızlıklarını kazanmaları, bölgedeki Türk idaresinin sona erdiğini tescillemiştir.
Avusturya-Macaristan’ın Bosna-Hersek’teki Hakimiyeti: Antlaşmanın en tartışmalı maddelerinden biri, Bosna-Hersek üzerindeki idare hakkının (hukuken Osmanlı toprağı kalmak şartıyla) fiilen Avusturya-Macaristan’a verilmesidir. Bu durum, ileride Bosna-Hersek’in ilhakına giden süreci başlatmıştır.
Kıbrıs ve İngiltere: İngiltere, Rusya’ya karşı Osmanlı’yı destekleme sözü vererek Kıbrıs’ın idaresini geçici olarak devralmıştır. Bu durum, Osmanlı’nın Akdeniz’deki stratejik konumunda İngiliz varlığının kabulü anlamına geliyordu.
Osmanlı’nın Balkanlar’daki haritası, bu antlaşmayla adeta bir "yapboz" gibi dağıtılmıştır. Antlaşma, Avrupa’nın kendi arasındaki güç dengesini korumak için Balkanlar’ı kurban ettiği bir düzenleme olmuştur. Osmanlı yönetimi için Berlin Antlaşması, devletin parçalanmasının önlenemez olduğunu gösteren bir "tazminat" metni gibidir. Balkanlar’da kalan topraklar, hem ekonomik olarak devlete yük haline gelmiş hem de bağımsızlık arayışındaki küçük devletlerin kuşatması altında kalmıştır. Sonuç olarak Berlin Antlaşması, Osmanlı’nın Avrupa’daki "son imparatorluk" iddiasının yıkıldığı, yerel milliyetçiliklerin devletin merkezi otoritesine karşı tamamen galebe çaldığı dönemi simgeler.
Yorum Gönder