Islahat Fermanı, 1856 yılında Paris Antlaşması'nın hemen öncesinde ilan edilen, Tanzimat Fermanı'nın eksik bıraktığı veya toplumsal dirençle karşılaştığı alanları daha ileri bir noktaya taşıyan, ancak esasen Avrupalı devletlerin baskısıyla şekillenmiş bir belgedir. Kırım Savaşı sırasında Osmanlı Devleti'ni kendi yanında savaşa sokan İngiltere, Fransa ve Avusturya gibi devletler, savaş sonunda imzalanacak antlaşma öncesinde azınlık haklarının "teminat altına alınmasını" şart koşmuşlardı. Bu yönüyle Islahat Fermanı, bir iç reform ihtiyacından ziyade, yabancı güçlerin müdahalesini engelleme veya onların taleplerini yerine getirerek diplomasi masasında eli güçlendirme gayesiyle atılmış bir adımdı.
Ferman, Tanzimat'ın getirdiği "eşitlik" ilkesini, gayrimüslimler lehine çok daha somut ve geniş bir düzleme oturtmuştur. Bu belgenin en çarpıcı yönü, gayrimüslim tebaaya devlet memurluğuna girme, askeri okullara alınma ve yerel meclislerde temsil edilme gibi doğrudan siyasi ve idari haklar tanımasıdır. Artık gayrimüslimlerden alınan "cizye" vergisi kaldırılmış, askerlik hizmeti ise ya bedelli ya da doğrudan orduda görev alma şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Ayrıca, cemaatlerin kendi okullarını kurmaları, hastane ve kilise inşa etmeleri konusundaki engellerin tamamen kaldırılması, azınlıkların imparatorluk içindeki kurumsal özerkliğini güçlendirmiştir.
Ancak Islahat Fermanı, Müslüman halk arasında Tanzimat'tan çok daha derin bir tepkiye yol açmıştır. Yüzyıllardır "millet-i hâkime" olarak görülen Müslüman tebaa, kendi topraklarında, kendi hukuk sistemlerinin üzerinde bir "yabancı müdahalesi" hissetmiş; gayrimüslimlere tanınan bu geniş hakları, devletin temel direğinin yıkılması olarak yorumlamıştır. Özellikle devlet memuriyetinin Müslümanlara has bir alan olmaktan çıkıp her inançtan insana açılması, bürokraside liyakat tartışmalarını körüklemiş ve toplumdaki sosyal hiyerarşiyi derinden sarsmıştır.
Diğer taraftan, gayrimüslim azınlıklar için bu haklar, devletle olan bağlarını güçlendirmekten ziyade, onlara kendi "ulus devletlerini" kurmaları yolunda gerekli siyasi zemini hazırlamıştır. Avrupa devletleri, bu fermanı "azınlıkların hamisi" olarak kendi müdahale gerekçelerine bir kılıf yapmış, böylece Osmanlı'nın iç işlerine her istediklerinde karışma imkânı bulmuşlardır. Islahat Fermanı, kağıt üzerinde mükemmel görünen bir eşitlik projesi olsa da, imparatorluğun o zamanki toplumsal yapısı ve çevresindeki ulusçu dalgalanmalar göz önüne alındığında, aslında bir arada yaşama idealini güçlendirmek yerine, cemaatleri birbirinden daha çok koparan ve devlete karşı olan aidiyet duygusunu zayıflatan bir süreci tetiklemiştir.
Yorum Gönder