Barbaros Hayreddin Paşa, 16. yüzyılda yaşamış, Osmanlı tarihinin en büyük denizcisi, askeri dehası ve imparatorluğun ilk Kaptan-ı Deryasıdır (Deniz Kuvvetleri Komutanı). Asıl adı Hızır Reis olan bu efsanevi denizciye, saç ve sakallarının kızıl renginden dolayı Avrupalılar "Barbarossa" (Kızılsaakal) lakabını takmışlardır. Kanuni Sultan Süleyman ise devlet adına gösterdiği muazzam başarılardan ötürü kendisine "Dinin hayırlısı" anlamına gelen Hayreddin unvanını vermiştir. O, sıradan bir Akdeniz korsanıyken kurduğu askeri ve siyasi düzenle koca bir krallık kurmuş, ardından bu gücü Osmanlı hizmetine sunarak Akdeniz'i bir Türk gölü haline getirmiştir.
Hızır Reis’in denizcilik kariyeri, ağabeyi Oruç Reis ile birlikte Ege ve Akdeniz’de korsanlık (o dönemki anlamıyla devletler adına deniz akıncılığı) yaparak başladı. İki kardeş, Rodos Şövalyeleri ve İspanyollarla giriştikleri amansız mücadeleler sayesinde kısa sürede Akdeniz'de büyük bir şöhret kazandılar. Kuzey Afrika’ya yönelen kardeşler, İspanyol işgali altındaki Cezayir’i yerel halkın da desteğiyle fethederek burada bağımsız bir prenslik kurdular. Ağabeyi Oruç Reis’in İspanyollarla yapılan bir savaşta şehit düşmesi üzerine Cezayir’in tek hakimi olan Hızır Reis, arkasında güçlü bir devlet desteği olmadan İspanya gibi devasa bir imparatorluğa karşı duramayacağını anladı. Rasyonel bir hamleyle 1519 yılında Cezayir’i Osmanlı İmparatorluğu’na bağladığını ilan etti. Yavuz Sultan Selim bu hamleyi büyük bir memnuniyetle kabul ederek Hızır Reis’i Cezayir Beylerbeyi olarak atadı.
Kanuni Sultan Süleyman dönemi ise Barbaros’un kariyerinin zirvesidir. Osmanlı donanmasını modernize etmek ve denizlerde mutlak hakimiyet kurmak isteyen Kanuni, 1533 yılında Barbaros’u İstanbul’a davet etti ve onu doğrudan Kaptan-ı Deryalık makamına getirdi. Barbaros, Tersane-i Amire’nin (İstanbul Tersanesi) başına geçerek Osmanlı gemi yapım teknolojisini baştan aşağı yeniledi. Kıvrak, hızlı ve Akdeniz şartlarına mükemmel uyum sağlayan kadırgaların üretimini hızlandırdı. Yetiştirdiği Turgut Reis, Piyale Paşa ve Uluç Ali Reis (Kılıç Ali Paşa) gibi dahi denizcilerle birlikte Osmanlı denizcilik ekolünü kurdu. Onun bu askeri ve kurumsal reformları, az önce konuştuğumuz Preveze Deniz Zaferi’ni (1538) doğurdu ve Haçlı ittifakını Akdeniz'den tamamen sildi.
Barbaros Hayreddin Paşa, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda çok güçlü bir diplomat ve devlet adamıydı. Fransa Kralı I. François’nın Şarlken’e (Kutsal Roma Germen İmparatoru) karşı Osmanlı’dan yardım istemesi üzerine, Barbaros komutasındaki Osmanlı donanması Fransa kıyılarına (Nice) giderek Fransızlarla ortak askeri harekatlar düzenledi. Toulon limanı aylarca Osmanlı donanmasının bir üssü olarak kullanıldı ve burada ezan sesleri yankılandı. Barbaros, ömrünün son yıllarını İstanbul’da, Beşiktaş’taki yalısında denizcilik anılarını (Gazavat-ı Hayreddin Paşa) kaleme aldırarak geçirdi. 1546 yılında vefat ettiğinde, vasiyeti üzerine Beşiktaş’ta deniz kenarına inşa edilen türbesine defnedildi. Osmanlı donanması, yüzyıllar boyunca sefere çıkarken onun türbesinin önünden geçerken top atışıyla selam durmayı bir gelenek haline getirmiştir.
Yorum Gönder