Kaime (Kaime-i Nakdiyye-i Mutebere), 1840 yılında Sultan Abdülmecid döneminde bastırılan, Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihindeki ilk kağıt para uygulamasıdır. Ancak bu paraya tam anlamıyla bugünkü gibi bir tedavül parası demek doğru olmaz; çünkü ilk basılan kaimeler aslında devletin halktan aldığı borç karşılığında verdiği, %8 faiz getirisi olan, el yazması ve mühürlü birer hazine bonosu veya tahvil niteliğindeydi. Osmanlı, Tanzimat reformlarının getirdiği ağır mali yükler ve az önce konuştuğumuz Baltalimanı Antlaşması'nın ekonomide yarattığı tahribat yüzünden nakit sıkışıklığına girince, piyasadaki altın ve gümüş açığını kapatabilmek için rasyonel bir çıkış yolu olarak bu kağıt paraları tedavüle soktu.
Ancak Osmanlı'nın bu ilk kağıt para tecrübesi çok kısa sürede tam bir başarısızlıkla sonuçlandı ve ekonomiyi altüst eden amansız bir enflasyon krizine dönüştü. Başarısızlığın arkasındaki ilk ve en büyük neden, halkın kağıt paraya karşı duyduğu güvensizlikti. Yüzyıllardır parayı altın ve gümüş (sikke) olarak somut şekilde görmeye alışmış olan Osmanlı tebaası ve esnafı, "karşılıksız kağıt parçası" olarak gördükleri kaimeyi kabul etmek istemedi. Esnaf mal satarken kaimeyi ya hiç almadı ya da değerinin çok altında (devalüe ederek) kabul etti. Güveni sarsılan halk, ellerindeki kaimeleri bir an önce elden çıkarıp altına dönmeye çalışınca kağıt para hızla değer kaybetti.
İkinci ve en ölümcül darbe ise sahtecilik ve kontrolsüz basım fiyaskosu oldu. İlk basılan kaimeler matbaada değil, elle yazılıp üzerine padişah mührü (tuğra) basılarak piyasaya sürülmüştü. Bu durum, dönemin teknolojisinde muazzam bir taklit kolaylığı doğurdu. İstanbul o dönemde adeta bir sahte kaime basım merkezine dönüştü; okuma yazması ve mürekkebi olan herkes evinde sahte para üretip piyasaya sürdü. Devlet ise bu sahteciliğin önüne geçemediği gibi, kendi bütçe açığını kapatmak için arkasında hiçbir altın veya gümüş karşılığı (rezervi) olmadan matbaalarda sürekli kontrolsüzce yeni kaime bastı. Karşılıksız basılan bu devasa kağıt kütlesi, paranın değerini tamamen sıfırladı.
Sonuç olarak, kaimenin piyasada pul değerine düşmesi, dükkanların kapanmasına, fiyatların fahiş şekilde artmasına ve Osmanlı tarihinin ilk büyük modern enflasyon krizine yol açtı. Hükümet, piyasayı tamamen kilitleyen bu kriz karşısında daha fazla direnemedi ve 1862 yılına gelindiğinde, İngiliz ve Fransız bankalarından alınan ağır dış borçlarla piyasadaki tüm kaimeleri toplayıp imha etmek (yakmak) zorunda kaldı. Böylece Osmanlı'nın ilk kağıt para denemesi, arkasında büyük bir ekonomik enkaz ve devlet maliyesine olan güvenin tamamen sarsılmasıyla son buldu.
Yorum Gönder