Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Napolyon’un Mısır’ı işgali sırasında orduya katılmış yetenekli bir Arnavut askerdi. İşgal bittikten sonra zekası ve siyasi hamleleriyle 1805 yılında Mısır’a vali olmayı başardı. Mısır’da Memlük beylerini tasfiye etti, tarım reformu yaptı ve en önemlisi Fransız subayların yardımıyla tamamen modern, disiplinli, Avrupa tarzında devasa bir Mısır ordusu ve donanması kurdu. O dönemde İstanbul’da II. Mahmud henüz Yeniçeri belasıyla uğraşırken, Kavalalı kendi eyaletini adeta bağımsız, modern bir devlet gibi yönetiyordu. Devlete kafa tutacak kadar büyümesi de bu kontrolsüz güçten doğdu.
İsyanın patlak vermesinin fitili Yunan İsyanı (1821) sırasında ateşlendi. II. Mahmud, Mora’daki Yunan isyanını bastıramayınca çaresiz kalıp güçlü valisi Kavalalı’dan askeri yardım istedi. Kavalalı, bu yardımın karşılığında II. Mahmud’dan Mora ve Girit valiliklerini talep etti ve ordusuyla gelip isyanı bastırdı. Ancak araya Avrupalı devletler girdi, Navarin'de Osmanlı-Mısır donanmasını yaktılar ve Yunanistan bağımsız oldu. Mora valiliğini alamayan Kavalalı, padişahtan bu kez Suriye (Şam) valiliğini talep etti. II. Mahmud bu isteği sert bir şekilde reddedince, Kavalalı Mehmed Ali Paşa 1831 yılında oğlu İbrahim Paşa komutasındaki modern Mısır ordusunu Osmanlı’nın üzerine saldı.
Mısır ordusu Suriye’yi hızla geçip Anadolu’ya girdi. Osmanlı’nın geleneksel orduları, Kavalalı’nın modern ordusu karşısında hiçbir varlık gösteremedi. İbrahim Paşa, Konya Muhaberesi’nde (1832) Osmanlı ordusunu darmadağın edip sadrazamı bile esir aldı. Mısır ordusunun önünde İstanbul’a kadar hiçbir askeri engel kalmamıştı; Kavalalı istese Osmanlı hanedanını tamamen devirebilirdi. Bu çaresizlik içinde II. Mahmud, tarihe geçen "Denize düşen yılana sarılır" sözünü söyleyerek can düşmanı Rusya’dan askeri yardım istedi ve Rus donanması İstanbul Boğazı’na demirledi.
Rusların sıcak denizlere inmesinden korkan İngiltere ve Fransa hemen araya girdi ve 1833’te Kütahya Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla Kavalalı’ya Suriye, Girit ve Adana valilikleri verilerek isyan geçici olarak durduruldu. Ancak mesele bitmedi; 1839’da Nizip Muharebesi'nde Osmanlı bir kez daha Mısır’a yenilince, Avrupalı devletler işin içine tamamen girip 1840 Londra Antlaşması ile Kavalalı’yı geri adım atmaya zorladılar. Sonuç olarak Mısır, babadan oğula geçecek şekilde Kavalalı ailesine bırakıldı ancak Suriye ve Adana Osmanlı'ya iade edildi. Bu isyan, Osmanlı’nın kendi içindeki bir valiyi bile dış yardım almadan yenemeyecek kadar aciz bir "Hasta Adam" olduğunu tüm dünyaya ilan eden en büyük utanç vesikası olmuştur.
Yorum Gönder