İstanbul'un fethi sırasında, 21 Nisan’ı 22 Nisan’a bağlayan gece gerçekleşen gemilerin karadan yürütülmesi hadisesi, dünya harp tarihinin en dâhiyane manevralarından biridir. Bizans’ın Haliç girişine çektiği devasa zincir, Osmanlı donanmasının şehre denizden yaklaşmasını engelliyordu. Genç Sultan II. Mehmed, denizin kapalı olduğu noktada, gemileri karadan yürüterek düşmanı en beklemediği yerden vurmaya karar verdi.
Stratejik Tıkanıklık ve Radikal Karar
Kuşatmanın devam ettiği günlerde, Haliç’in zincirle kapalı olması Osmanlı ordusu için büyük bir engel teşkil ediyordu. Deniz gücü devreye girmeden surların yıkılması ve şehrin teslim alınması imkansız görünüyordu. Haliç’e girmek için yapılan her deniz saldırısı, Bizans ve müttefiki Ceneviz gemileri tarafından püskürtülüyordu. Bunun üzerine Sultan Mehmed, askeri dehasını konuşturarak gemileri Tophane kıyısından Kasımpaşa’ya kadar karadan yürütme emrini verdi.
Mühendislik Hazırlığı ve Gizli Operasyon
Bu operasyon, o dönem için muazzam bir mühendislik planlaması gerektiriyordu. Yaklaşık 2-3 kilometrelik mesafe boyunca ağaçlar kesildi ve arazi düzlendi. Gemilerin altına yerleştirilecek olan devasa "kızaklar" hazırlandı. Sürtünmeyi azaltmak ve gemilerin toprak üzerinde kaymasını sağlamak için, donanmanın mutfaklarından getirilen tonlarca zeytinyağı ve hayvan iç yağı yollara döküldü. Bu hazırlıklar, Bizans casuslarının fark etmemesi için büyük bir gizlilik içinde yürütüldü.
Bir Gecede Gelen Mucize: 72 Gemi Karada
22 Nisan sabahı güneş doğduğunda, Bizanslılar ve Galata’daki Cenevizliler gözlerine inanamadılar. Bir gece içinde, aralarında kadırgaların da bulunduğu yaklaşık 72 parça Osmanlı gemisi Haliç’in durgun sularına inmişti. Gemiler, yelkenleri açık bir şekilde, öküzlerin ve yüzlerce askerin yardımıyla tepeleri aşarak denize ulaştırılmıştı. Bu durum, Bizans savunmasının moralini tamamen çökerten psikolojik bir darbe oldu.
Haliç Surlarının Savunmasız Kalması
Gemilerin Haliç’e inmesiyle birlikte, Bizans İmparatorluğu savunma gücünü bölmek zorunda kaldı. O güne kadar Haliç tarafındaki surlar "denizden saldırı gelmez" düşüncesiyle daha az korunuyordu. Osmanlı gemileri bu surlara yaklaşıp ateş açmaya başlayınca, Bizans askerleri ana surlardaki yerlerini terk edip bu tarafa kaymak zorunda kaldılar. Bu durum, kuşatmanın ana odağı olan kara surlarındaki savunmanın zayıflamasına neden oldu.
Lojistik ve Hızın Zaferi
Bu olay sadece bir güç gösterisi değil, aynı zamanda hız ve lojistiğin savaşı nasıl kazandığının kanıtıdır. Mimar Sinan’ın su kemerlerindeki matematiği neyse, Fatih’in gemileri karadan yürütme planındaki geometri ve fizik hesabı da odur. Sultan Mehmed, bu hamlesiyle kuşatma tekniklerine yeni bir boyut getirmiştir. Gemilerin karadan yürütülmesi, askeri literatürde "imkansız" kelimesinin silindiği anlardan biridir.
Dünya Tarihindeki Yeri
Gemilerin karadan yürütülmesi hikayesi, bugün askeri akademilerde "beklenmedik hamle" ve "lojistik yaratıcılık" dersi olarak anlatılmaktadır. Bu manevra, İstanbul’un fethini hızlandıran ve Orta Çağ’ın sonunu ilan eden en kritik hamledir. Osmanlı’nın sadece barutun gücüne değil, aynı zamanda mühendislik ve yaratıcı düşünceye de ne kadar önem verdiğini gösterir.
Özetle ifade etmek gerekirse; gemilerin karadan yürütülmesi, bir hükümdarın hayal gücünün ve bir ordunun azminin birleşerek coğrafyayı değiştirdiği eşsiz bir andır. Haliç’in sularına inen her gemi, yeni bir çağın kapısını aralayan bir anahtar görevi görmüştür.
Yorum Gönder