Kuleli Vakası (1859): Sultan Abdülmecid’i devirme girişimi bir darbe miydi, ilk modern ihtilal mi?

Tanzimat Fermanı’nın ilanından yirmi yıl sonra, 1859 yılında Osmanlı başkenti sıra dışı bir gizli yapılanmayla sarsıldı. Kendilerine "Fedailer Cemiyeti" adını veren, aralarında askerlerin, ulemanın ve bürokratların bulunduğu bir grup, Sultan Abdülmecid’i devirmek ve hükümeti düşürmek üzere gizli bir darbe planı hazırladı. Ancak hareket daha başlamadan ihbar edildi ve üyeler Kuleli Kışlası’nda kurulan bir mahkemede yargılandı. Tarihe "Kuleli Vakası" olarak geçen bu olay, Osmanlı tarihçileri arasında hala tartışılan önemli bir kırılma noktasıdır.

Bu girişimi sıradan bir saray darbesinden ayıran en önemli özellik, arkasındaki motivasyon ve örgütlenme biçimiydi. Geçmişteki Yeniçeri isyanları genellikle maaş alamama veya kişisel çıkarlar üzerine kuruluyken, Kuleli Vakası’nı planlayanların net bir siyasi programı vardı. Örgütün liderliğini yürüten Şeyh Ahmed, Arnavut Cafer Dem Paşa ve Binbaşı Rasim Bey gibi isimler, Tanzimat reformlarının devleti uçuruma sürüklediğini, yabancı devletlerin müdahalelerini artırdığını ve mali çöküşe neden olduğunu savunuyorlardı. Amaçları, padişahı indirip yerine daha muhafazakar ve dirayetli görünen kardeşi Abdülaziz’i tahta geçirmekti.

Kuleli Vakası’nın "ilk modern ihtilal girişimi" olarak nitelendirilmesinin sebebi ise hücre tipi örgütlenme modelidir. Cemiyet üyeleri, birbirlerini tam olarak tanımayan küçük gruplar halinde örgütlenmiş ve gizli yeminlerle birbirlerine bağlanmışlardı. Bu model, Fransız Devrimi sonrasında Avrupa’da ortaya çıkan Carbonari gibi gizli ihtilal cemiyetlerinin yapısıyla büyük benzerlik gösteriyordu. Ortada sadece bir saray entrikası değil; askeri, dini ve bürokratik kanatları olan, ideolojik bir amaç etrafında birleşmiş modern bir yeraltı teşkilatı vardı.

Buna rağmen, hareketi tam anlamıyla kitlesel bir halk ihtilali olarak görmek de mümkün değildir. Fedailer Cemiyeti, her ne kadar halkın Tanzimat’ın getirdiği ağır vergilerden ve ekonomik istikrarsızlıktan duyduğu memnuniyetsizliği arkasına almayı hedeflese de, tabana yayılan bir halk desteğine sahip olamadı. Plan, halkı sokağa dökmekten ziyade, ordunun stratejik noktaları ele geçirmesi ve sarayın basılması esasına dayanıyordu. Bu yönüyle vaka, kitlesel bir ihtilal girişiminden ziyade, organize ve ideolojik bir askeri darbe teşebbüsü olarak kalmıştır.

Kuleli Vakası, Osmanlı idaresinin muhalefete bakışını ve güvenlik politikalarını kökten değiştirdi. İlk defa padişaha karşı bu denli organize bir fikri ve askeri muhalefetle karşılaşan saray, istihbarat ve hafiye sistemlerini güçlendirmeye başladı. Yakalanan cemiyet üyelerinin idam cezaları Sultan Abdülmecid tarafından kürek ve sürgün cezalarına çevrilmiş olsa da, bu olay Osmanlı’da gizli örgütlenme ve illegal muhalefet geleneğinin ilk somut adımı oldu. Kuleli’de ekilen bu gizli komitacılık tohumları, ilerleyen yıllarda Genç Osmanlılar ve İttihat ve Terakki gibi yapıların doğuşuna doğrudan zemin hazırlayacaktır.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski