Osmanlı’nın İlk Entelektüel Muhalifleri: Genç Osmanlılar Cemiyeti kimlerden oluşuyordu?

Tanzimat Fermanı’nın ilanından sonra Osmanlı İmparatorluğu’nda Batı tarzı eğitim alan, yabancı dil bilen ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden yeni bir aydın sınıfı yetişti. Bu aydınlar, devletin çöküşten kurtulması için sadece askeri veya mali reformların yetmeyeceğini, yönetim biçiminin değişmesi gerektiğini düşünüyorlardı. İşte bu fikirlerle ortaya çıkan ve Osmanlı tarihinin ilk organize muhalif hareketi olan yapı, Genç Osmanlılar Cemiyeti oldu. Çoğunlukla bürokrat ve gazetecilerden oluşan bu topluluk, mutlakiyete karşı meşrutiyeti savundu.

Cemiyetin fikir babası ve en dinamik figürlerinden biri İbrahim Şinasi’ydi. Batı tarzı gazeteciliğin öncüsü olan Şinasi, çıkardığı Tasvir-i Efkâr gazetesiyle kamuoyu kavramını Osmanlı toplumuna tanıttı. Fikirlerin özgürce tartışılması gerektiğini savunan Şinasi, devletin ilerlemesinin rasyonel kanunlarla ve halkın eğitilmesiyle mümkün olacağına inanıyordu. Onun açtığı bu yoldan yürüyen genç aydınlar, kalemi bir silah olarak kullanarak sarayın mutlak otoritesini sorgulamaya başladılar.

Bu hareketin şüphesiz en gür sesli ve karizmatik ismi Namık Kemal’di. "Vatan Şairi" olarak bilinen Namık Kemal, cemiyetin ideolojik altyapısını "hürriyet", "vatan" ve "millet" gibi kavramlar üzerine kurdu. Ona göre Osmanlı’nın kurtuluşu, padişahın yetkilerinin bir anayasa ve meclis vasıtasıyla sınırlandırılmasında yatıyordu. Namık Kemal, İslam’daki "meşveret" yani danışma usulünü Avrupa’nın parlamento sistemiyle bağdaştırarak meşrutiyete yerli ve dini bir meşruiyet kazandırmaya çalıştı.

Cemiyetin bir diğer ağırlıklı ismi ise devlet kademelerinde önemli görevlerde bulunmuş olan Ziya Paşa’ydı. Ziya Paşa, bürokrasinin içerisinden gelen biri olarak sistemin yozlaşmasını, rüşveti ve adam kayırmacılığı çok iyi gözlemlemişti. Şiirlerinde ve yazılarında Tanzimat bürokratlarının samimiyetsiz Batılılaşma taklitlerini sert bir dille eleştirdi. Onun muhalefeti, tepeden inme reformların toplumun dokusuna zarar verdiğini ve adaleti tesis edemediğini somut örneklerle ortaya koyuyordu.

Genç Osmanlılar arasında fikirleri en radikal ve sıra dışı olan isim ise Ali Suavi’ydi. Hem İslami ilimlere hakim bir hoca hem de ateşli bir gazeteci olan Ali Suavi, Muhbir gazetesinde yazdığı yazılarla hilafet makamını ve saltanatı doğrudan halkın haklarını korumaya çağırdı. Diğer üyelerle zaman zaman fikir ayrılıklarına düşecek kadar keskin bir üsluba sahipti. Nitekim ilerleyen yıllarda meşrutiyeti getirmek adına Çırağan Sarayı’nı basarak Sultan II. Abdülhamid’i devirmeye çalışacak kadar aksiyon adamıydı.

Sarayın baskıları artınca bu aydınlar, Mısırlı Prens Mustafa Fazıl Paşa’nın finansal desteğiyle Avrupa’ya kaçtılar. Londra ve Paris gibi merkezlerde hürriyet mücadelesini sürdürerek Osmanlı’nın ilk sürgün basınını kurdular. Hürriyet ve Muhbir gibi gazeteleri gizlice İstanbul’a sokarak muhalif fikirleri diri tuttular. Genç Osmanlılar Cemiyeti, her ne kadar kısa sürede dağılmış ve üyeleri farklı yollara gitmiş olsa da, Osmanlı’da ilk anayasanın (Kanun-ı Esasî) ilan edilmesinde ve Birinci Meşrutiyet’in kurulmasında en büyük paya sahip fikri zemin oldu.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski